Lalangue’ın Travması ve Psikotik İcat Üzerine Kısa Notlar

Miller psikoz ile ilgili konuşmasına şöyle başlar:

”Size, icadın psikozda en temel olan şey tarafından nasıl şartlandırıldığını gösteren, Lacan’ın 3. Seminerin’den sayfa 250’deki [İngilizce çevirisinin],  bir pasajı hatırlatmak isterim:

psikotik özne, en biçimsel boyutunda […] saf bir gösteren olarak dil ile doğrudan bir ilişki içindedir ve […] bunun etrafında inşa edilen her şey yalnızca birincil fenomenle, gösterenle ilişkiyle olan affektif ilişkilerden oluşur.[1]

Lacan’ın burada “inşa” dediği şey, bu akşam bizim için “icat” tır. Bunu nasıl yeniden formüle edebiliriz?

Her şeyden önce, icadın, onun için bulunabilecek herhangi bir işlevden önce duran bir dil-organının varlığından kaynaklandığı söylenebilir. Dil-organının bedende var olması nedeniyle, özne onun için bir işlev bulmak için şartlandırılmıştır. Ya bu işlevi alır ya da icat eder.

İkincisi, bu “saf gösteren” muamma olarak gösterendir, yani bir zincirle bağlantı kurmayan gösteren, şok yaratan gösterendir. Efendi söylemde saygıda herhangi muamma yoktur (ki bunu Lacan’ın ele aldığı ”Dişi Domuz” vakasında ayrıntılı olarak görürüz. Burada Klein’ın yansıtmalı özdeşim olarak adlandırdığı mekanizmayı tüm ayrıntılarıyla fark ederiz. Lakin Lacan’ın burada yaptığı Klein’ın kavramlarını kapsayarak aşmaktır) yanıtlar vardır. Bu, efendi söyleminin yaygınlığını oluşturan şeydir. Oidipus Kompleksine atfedilen mekanizmalar, esrarengiz gösterenin – annenin arzusunun” göstereni olarak adlandırılanın- nasıl anlam kazandığını ve özneye nasıl bir kimlik sağladığını gösterir.

Ama üçüncü olarak, Lacan’ın referansı, lalangue’nın göstereni ve onun jouissance’ının değişmez bir şekilde ürettiği travmaya, lalangue’nin bir özne için ürettiği travmaya ilişkindir. Lacan, öğretisinin son safhasında bunu bilinçdışının çekirdeğine bile dönüştürür. Bilinçdışının özü, insanların etrafınızda konuştuğu ve gösterenlerin size yatırım yaptığı ve travmatize ettiği olgusudur. Bir kişi aradığında, kesin olarak bir çekirdek olarak bulduğu şey budur. Bu, tam da, öznel bir icat çağrısı yapan gösterenin, esrarengiz gösterenin, jouissance gösterenin travmasıdır. Bu icat, her zaman az ya da çok bir sanrı olan bir anlamın icadıdır. Yerleşik söylemlerin (nevrotik) sanrıları vardır ve sonra gerçekten (psikotik) icat edilmiş sanrılar vardır. Ancak bir sanrı bir anlam icadıdır.



[1] Lacan, J., The Seminar, Book Ill, The Psychoses, transl. by R. Grigg, Norton & Co., New York, 1993, p. 250.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: