Lacan’ın Son Dönemi; Semptom, Sinthome ve Psişik Gerçeklik

Lacan’ın çalışmalarının son dönemi klinik açıdan en yenilikçi dönemidir. Düşünceleri her zamankinden daha karmaşık olmak ile birlikte ilk dönem ve 64 sonrası klinik bakış açılarına meydan okumaktadır. Simgeselin önemini azaltarak Gerçeği aynı oranda işin içine dahil etmesi yenilikçi refleksif harekerini gösteriyor. 1970’lerden önce Lacan’ın çalışması, G, S ve İ’in (Gerçek, Simgesel ve İmgesel) üç düzlemine bakıldığında Sembolik ve diğer iki düzlem arasındaki gerilime dayandığı ölçüde diyalektiktir. Lacan’ın düğüm teorisini ortaya koymasıyla bu durum değişti ve üçgensel bir mantık ön plana çıkar. Bundan sonra G, S ve İ, doğal olarak bağlantılı olmayan, ancak sistemik bir şekilde bağlanabilen eşdeğer unsurlardır. Böyle bir sistemik bağlantı her zaman diğerlerini istikrarlı bir şekilde bağlamak için işlev gören dördüncü bir düğüm veya halkanın oluşturulmasını ima eder. İmgesel düzeyde, G, S ve İ arasında sistemik bir bağlantının yaratılması, bir tutarlılık deneyimi yaratır; Sembolik olarak öznenin eklemlenmesini sağlar; ve Gerçek düzeyinde, jouissance düzenler. Lacan’ın bu dördüncü halkaya bağladığı kavramlar semptom, sinthome ve psişik gerçekliktir.

Elbette bu tanısal açıdan da teşhis ve tedavi pratiğine farklılık getirdi. Yeni kavramsal çerçeve içinde, Baba-nın-Adı nevrozun semptomu olarak kabul edildi ve Borromean düğümünü oluşturan örtük dördüncü düğüm olarak tanımlandı. Bu, baba işlevinin artık benzersiz, örgütleyici bir gösterene değil, daha geniş anlamda öznenin eklemlenmesi ve jouissance’ın düzenlenmesi için başka şekilde yararlanmaya atıfta bulunduğu anlamına gelir. Psikozun tipik özelliği, geleneksel söylemin bu şekilde kullanılmamasıdır, bu da G, S ve İ arasında sistemik bir bağlantı elde etmek için farklı bir çözüm bulunması gerektiğini ima eder. Bu bağlamda Lacan, G, S ve İ arasında sistemik bir bağlantıya izin veren, gerçeklikle geleneksel olmayan bir şekilde başa çıkma yolunu ifade eden sinthome fikrini sunar. Lacan, men etmeyi telafi eden sinthome kavramını göstermek için esas olarak James Joyce’un çalışmasına atıfta bulunur. Lacan, Joyce’un dili ve egosunu (yazar olarak kimliğine kategorik bir inanç besleyerek, G, S ve İ düzlemleri arasında bir bağlantı oluşturuldu. Bu görüşle ilgili dikkat çekici olan şey, 1950’lerdeki çalışmalarının aksine, Lacan’ın artık egoyu reddetmemesi ve onun zihinsel yaşamda düzenleyici bir güç olma potansiyelinin hafife alınmaması gerektiğini belirtmesidir) bir yazar olarak kullanmasının, İmgesel, Gerçek ve Sembolik arasındaki eksik bağlantıyı telafi ettiğini ve bunun da kendi durumunda birbirine karıştığını kanıtladığını öne sürdü.

Lacan’ın çalışmasının son aşaması önemlidir, çünkü onun psikoza dair düşüncesi, yaygın olarak kabul edilen psikiyatrik bakış açılarından oldukça farklıdır. Hem psikoz hem de nevroz hakkındaki düşüncesinde epistemolojik bir değişiklik sezilmelidir. Daha sonraki çalışmalarında nevroz ve psikoz mantıksal sınıflar olarak değil, tekil vakalara nasıl yaklaşılması gerektiğine dair düşünsel parametreler olarak ele alınmaktadır. Başka bir deyişle, psikoz ve nevroz teorisi, her bir vakanın nasıl şekillenebileceğinin karmaşıklığı üzerinde bir hareket noktası olarak işlev görmelidir. Bazı bireyler için farklı bir klinik yaklaşımın gerekli olduğunu varsayarsak, klinisyenler bireyin işleyişinin psikotik veya nevrotik bir mantığa tanıklık edip etmediğini belirlemelidir. Ancak böyle bir değerlendirme siyah-beyaz olarak yapılmamalıdır. Teori, boş bir tanısal sınıflandırma yöntemi olarak değil, her bir vakanın karmaşıklığını hesaba katan bir araç olarak kullanılmalıdır. Bu bakımdan Lacan’ın Joyce’la ilgili tartışması en ilginç olanıdır. James Joyce öncelikle psikozun bir örneği olarak değil, psikanalistlerin dogmatik düşünceden nasıl kaçınmaları gerektiğinin bir örneği olarak tartışılmaktadır. Teori, asla bize zaten yolu gösteren bir harita olarak değil, her vakanın “karanlık kıtasını” keşfetmede klinisyeni yönlendiren bir pusula olarak kullanılmalıdır[1].


[1] Bu yazı Stijn Vanheule’un The Subject of Psychosis: A Lacanian Perspective isimli kitabının ufak bir özeti niteliğindedir.

Birisi “Lacan’ın Son Dönemi; Semptom, Sinthome ve Psişik Gerçeklik” üzerinde düşündü

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: