• ”Bir Çocuk Dövülüyor” Ya da Ferenczi’nin ”Küçük Bir Horoz” Vakası

    Bana göre psikanaliz tarihinde ”Küçük Hans” kadar önemli bir vaka olan, psikanalist Ferenczi’nin ’’Küçük Bir Horoz’’ vakasına bakacağız. Bu vakanın önemi, sapkın bir öznenin vakası olmasından kaynaklanıyor. Hans bir fobi ile karakterize edilirken, Arpad adlı bu çocuk bir sapkınlıkla karakterizedir. Vakayı Ferenczi’nin belgelerinden aktarayım;             ‘’Psikanalize olan ilgisini sürdüren eski bir hastam, ilgimi küçük bir […]

  • Bildiği Varsayılan Özne Bilen Özne Değildir

    Bu konumla ilgili şunu belirtmek istiyorum. Bildiği varsayılan özne bilen özne değildir. Bruce Fink’in Lacan’dan alıntı yapıldığı gibi, varsayılandan öteye geçemez. Ve eğer analist, analizana serbest çağrışım yaptırmak istiyorsa, zaten bu varsayılandan öteye kendi geçmemelidir. Orada bilen olarak, gösterenleri diken olarak, yani neden-sonuç düzlemini yaratan olarak durursa varsayılandan öteye geçmiş olur. ”Yani, evet diliniz sürçtü, […]

  • Rüyaların Yorumu ve Direnç üzerine

    ‘’Analitik çalışmanın ilerleyişini engelleyen her şey bir dirençtir.’’ der Freud Rüyaların Yorumunda. Ve 25 yıl sonra şu dipnotu ekler: ‘’Bu otoriter terimlerle ortaya konan önerme -Analitik çalışmanın ilerleyişini engelleyen her şey bir dirençtir- kolayca yanlış anlaşılabilir.
(…) Bir analizin akışı içinde hastanın niyetlerini sorumlu tutamayacağımız çeşitli olayların baş gösterebileceği inkar edilemez. (…) Kesintiye uğratan olay gerçek […]

  • Lacan Soruyor: ‘’Yorumun Yeri Nedir?’’

    Batuhan Demir Lacan, Ecrits içinde bulunan Tedavinin Yönü ve Gücünün İlkeleri adlı makalesinin 2. Bölümünde bu soruyu sorar. Bu soru, Lacan’ın kendi öğretisinde sürekli olarak tartıştığı ‘’yorumlama’’ ile ilgilidir. Yorumlamanın çağdaşlarının pratiğinde ayrıcalıklı yerini kaybettiğini ve psikanalistlerin, ‘’yorumlamanın’’ kullanılmasındaki isteksizliğine karşı olan şaşkınlığını belirtir (Lacan, 1966). Yazısının devamında çağdaşı Devereux’un yorum hakkındaki ifadelerini ele alarak başlar. Devereux’a […]

  • Semptom: Bitmeyen Tekrar

    ‘’Aslında tekerrürün sevgisi mutlu olan tek sevgidir – ânın keyifli güvenliğine sahiptir’’ – Søren Kierkegaard ‘’Zorunlu olan ne yapmaya ara vermez?  Yazılmaya, kendini yazmaya’’ -Jacques Lacan           Bu çalışmada, semptom kavramının tamamını açıklamak gibi bir amaç gütmeden semptomun tekrarını ele almaya çalışacağım. Özdeşlik İlkesi  adlı çalışmasında Heidegger’in belirttiği gibi ‘’Düşünme, kendisine seslenen bir işin ardına […]

  • Lacan’ın Simgesel Pazarında Freud’un Bir Espri Tekniği: Nietz”$”che

    D e n g e l e m e  Y o l u – Kendisine zarar verdiğimiz birinin gönlünü almak, hatta bizden yana iyi düşünmesini sağlamak için, ona hakkımızda bir espri yapma fırsatı vermek yeterlidir genellikle.                 Nietzsche’nin bu sözüyle elbette esprileri ve bilinçdışıyla ilişkilerini indirgemeci bir yaklaşımla birbiriyle örtüştürmeyeceğim.  Freud, Espriler ve Bilinçdışı kitabına […]

  • Bir Cinayet Mahali: Tekinsiz Semptom ve Bildiği Farzedilen Dedektif

    Kayıp Otoban filmi David Lynch’in çekmiş olduğu en spekülatif filmlerdendir. Bu filmin ilk sahnesini hem pratik hem teorik bağlamda, Zizek’in Yamuk Bakmak kitabında önerdiği Dedektif-Analist analojisi bakımından inceleyeceğim. Film Fred’in karmaşık ruh haliyle başlar. Düşüncelidir ve kapının zili çalar; diyafonda ‘’Dick Laurent öldü’’ cümlesini duyar.  Fred bu sözü söyleyenin kim olduğunu görmek için kapıya bakar […]